loading

ÇOCUKLAR İÇİN ZAMAN YÖNETİMİ

  • Home
  • Blog
  • ÇOCUKLAR İÇİN ZAMAN YÖNETİMİ
ÇOCUKLAR İÇİN ZAMAN YÖNETİMİ

ÇOCUKLAR İÇİN ZAMAN YÖNETİMİ

ÇOCUKLAR İÇİN ZAMAN YÖNETİMİ (İlkokul)

Zaman konusunda çocuklarla yaşadığımız bazı sorunlar vardır. Her ebeveyn ve ya anaokulu öğretmeni bilir bu sorunları. Belki dönem başında  anaokuluna çocuğunu bırakırken ”Ben hemen gelicem ya da ben birazdan gelicem…  ” deyip giden bir velinin arkasından gün boyu  ağlayan bir çocuğun öğretmeni olabilirsiniz. Ya da ”Tatilde babaannenlere gideceğiz” dediğinizde ”Hadi gidelim artık” diye sabırsızlanan bir çocuğun velisi olabilirsiniz.

Aslına bakarsanız en başta bizim evde ya da anaokulunda çocuklarla yaşadığımız  bazı sorunların kaynağının çocukların zaman algısından kaynaklandığını farkedebilmekle başlıyor mesele.

Zaman kavramını çocuklara öğretmenin bu kadar zor olacağını, açıkçası baştan ben de tahmin etmiyordum.

“Daha yeni başladın, nasıl bitti?”
“Birazdan yapacağım.”
“Bu zaten yetişmez ki…”

Bu cümleler bizim evin klasiklerinden. Bir noktada şunu fark ettim: Ortada bir inat, umursamazlık ya da isteksizlik yoktu. Ortada zamanı gerçekten anlayamayan bir çocuk vardı.

Ve dürüst olayım… Uzun süre ben de yaşadığım sorunun çocuğun sabırsızlığından, inat ettiğinden, daha kaç kere aynı soruları soracağından ya da ödevini yapmak gibi sorumlulukları ertelemesinin tembelliğinden kaynaklandığından filan şikayet ettim. Çocuklarıma zamanın değeri hakkında nasihatler ederek hata yaptım.


Zaman anlatılarak değil, yaşanarak öğreniliyor

“Zaman çok değerli” demek hiçbir işe yaramıyor.
“Saat kaç oldu farkında mısın?” da.

Çünkü çocuk için zaman; saatten, dakikadan ya da çizelgeden ibaret değil. Zaman, bir şey yaparken geçen şey.

Bunu fark ettiğimde küçük denemeler yapmaya başladım.
Bir gün çocuklara dedim ki:

Şimdi birlikte 1 dakika sessiz oturalım.
Sonra 1 dakika oyun oynayalım.

Sonra sordum:
“Hangisi daha uzun sürdü gibi geldi?”

Bunu deneyimlemelerini istedim. Çünkü ben onlara ne zaman ekran sürelerinin dolduğunu söylesem ”ama daha yeni başladık! Azıcık oynadık!” gibi hezeyanları oluyordu. İstedim ki yaptığımız eylemleri yaparken geçen süreyi algılama biçimimizin o eylemi yaparken ki duygu durumumuza göre değiştiğini deneyimlesinler.


Zaman görünmez olunca yönetilemiyor

Zamanla ilgili en büyük sorun şu: Görünmüyor.

Biz yetişkinler bile görünmeyeni yönetmekte zorlanırken, bir çocuktan bunu beklemek haksızlık.

Bu yüzden evde ekran için ve ya kitap okumaları için zamanlayıcı kurma sorumluluğunu , çocuklara  verdim.
“Kaç dakika olsun?” diye sordum.

Baze3n kısa bazen uzun süreler kurduk.
Ama mesele doğru süreyi seçmesi değildi.

Mesele şuydu:
Zamanın aktığını fark etmeye başlaması.


Günü dörde ayırmak işleri kolaylaştırdı

Bir diğer kırılma noktası, günü parça parça düşünmeye başladığımız andı.

Günü şöyle ayırdık:

  • Zorunluluklar (okul , kurs vs.)
  • Sorumluluklar (evdeki temizlik görevi, diş fırçalamak, ödev yapmak, çanta hazırlamak…)
  • Oyun
  • Dinlenme

Biz bunları çocuklarla birlikte oturup konuşarak bir plan hazırladık. Her parça için bir renk belirledik ve planı bu renklerle kodlayarak hazırladık. Bunu hazırlarken daha önce yaşadığımız sorunlardan ders çıkararak yaptık. Örneğin; daha önce sorumluluklarını yapmadan önce oyun oynaması için ekran aldıkları zaman görevlerini yapmayı aksatıyorlardı, bu yüzden ceza vermek zorunda kalıyorduk. Oyun cezası almak onların da işine gelmediği için ”Önce görev sonra oyun” önerisini hemen kabul ettiler.

 


Zaman yönetimi sorunları aslında neyin işareti?

Zaman yönetiminde yaşanan sorunlara biraz daha yakından bakınca şunu gördüm:

  • Erteleme çoğu zaman tembellik değil, nereden başlayacağını bilememek.
  • Aynı anda her şeyi yapmaya çalışmak, dikkatsizlik değil, odak becerisinin henüz gelişmemiş olması.
  • “Zaten yetişmez” demek, umursamazlık değil, özgüven kaybı.

Bunları fark edince dilim de değişti.

“Hadi artık!” yerine şunu demeye başladım:
“Sadece ilk 5 dakikayı yapalım.”

“Yine dağıldın” yerine:
“Şu an tek bir işe bakalım.” Mesela odasının her yeri dağınık olan çocuğum odasını toplamak konusunda isteksiz olunca ”sadece masayı topla” dedim. Zaten masayı toplayınca diğer yerleri de toplamak için gereken motivasyonu kendisinde bulacağını düşündüm.

Ve en önemlisi:
“Zorlanman normal. Öğreniyoruz.” demeyi öğrendim.


Benim için en zor kısım

En zor kısım çocuğu değiştirmek değilmiş.
Kendi beklentimi değiştirmekmiş.

Zamanı yetişkin gibi yönetmesini beklemeyi bıraktığımda, gerçekten ilerleme başladı.

Planlar bazen işlemedi.
Süreler şaştı.
Bazı günler tamamen dağıldı.

Ama şunu fark ettim:
Zaman yönetimi bir hedef değil.
Bir beceri.

Ve her beceri gibi deneye yanıla gelişiyor.


Bugün geldiğimiz nokta

Hâlâ her şey mükemmel değil.
Ama artık şunları duyuyorum:

“Bunu önce mi yapsam?”
“Buna ne kadar zaman ayırmalıyım?”
“Bugün biraz zorlandım ama yarın daha iyi yaparım.”

Benim için en büyük kazanım bu.

Zamanı kusursuz yönetmesi değil.
Zamanla kavga etmemeyi öğrenmesi.

Eğer sen de bu konuda zorlanıyorsan, yalnız değilsin.
Ve inan bana, küçük farkındalıklar büyük değişimler yaratıyor.

Zamanı öğretmeye çalışmak yerine, zamanı birlikte yaşamaya başladığında…
Her şey biraz daha kolaylaşıyor.